Anasayfa / Genel / Uyuşturucuya Verilen Herbir Kuruş Teröre Mermi Parasıdır…

Uyuşturucuya Verilen Herbir Kuruş Teröre Mermi Parasıdır…

Bu cümle rahatsız edici mi? Olmalı. Çünkü gerçekler bazen yumuşak anlatılınca anlaşılmaz. Uyuşturucuya verilen her bir kuruş, teröre mermi parasıdır. Bu bir slogan değil, romantik bir abartı hiç değil. Bu, kanla yazılmış bir denklem.
Uyuşturucu masum bir “kişisel tercih” değildir. “Beni ilgilendirir” denilecek bir alan hiç değildir. O paket açıldığı anda bireysellik biter, toplumsal suç başlar. Çünkü o paranın gittiği yer bellidir: Silah olur, bomba olur, çocuk yaşta dağa kaçırılan bir gencin sırtına yüklenir. Sen “kafam dağılsın” derken, bir başkasının kafası dağıtılır. Kelimenin en çıplak, en acımasız anlamıyla.
Bu ülkede terör gökten düşmedi. İdeolojiyle beslendiği kadar parayla beslendi. Ve o paranın en kirli damarlarından biri uyuşturucudur. Sözde “özgürlük” pazarlayanlar, aslında en ilkel köleliği kurar. Bağımlı birey üretirler; düşünen değil, sürüklenen insanlar isterler. Çünkü bağımlı insan itiraz etmez. Bağımlı insan sorgulamaz. Bağımlı insan, sistemin en ucuz yakıtıdır.
Bir de bu işin görmezden gelenleri var. “Benim çocuğum yapmaz”, “Bizim mahallede olmaz”, “Abartıyorsunuz” diyenler… İşte uyuşturucunun en büyük müttefikleri bunlar. Terör sadece dağda değil; salonda susarak, sokakta bakışını kaçırarak, masada konuyu değiştirerek de büyür. Her sessizlik, örgüt kasasına atılan bir bozuk paradır.
Uyuşturucu kullanan herkes terörist değildir. Ama uyuşturucu piyasasını besleyen herkes, terörün lojistik zincirinin bir halkasıdır. Bu gerçeği eğip bükmenin kimseye faydası yok. Vicdanı olan, bu bağın farkına vardığında durur. “Benim keyfim kimsenin canından değerli değil” der. Demiyorsa, sorun bağımlılıktan çok daha derindedir.
Bir toplumun çöküşü tankla, tüfekle başlamaz. Önce zihni uyuşturulur. Önce refleksleri köreltilir. Önce “Bana dokunmayan yılan” cümlesi yaygınlaşır. Sonra o yılan herkesin evine girer. Uyuşturucu tam olarak budur: Sessiz, sinsi ve stratejik bir silah.
Devlet mücadele eder. Güvenlik güçleri can verir. Aileler parçalanır. Öğretmenler, doktorlar, sosyal hizmet uzmanları çırpınır. Ama bir el uzanıp o paketi aldığında, hepsinin emeği bir anda boşa düşer. Çünkü terör, en çok içeriden beslenir. En çok “zararsız” sanılan alışkanlıklardan güç alır.
Bu yüzden mesele sadece polisiye değil, ahlakidir. Sadece hukuki değil, vicdanidir. Uyuşturucuya “hayır” demek, sadece kendini korumak değildir; bir askerin sırtını, bir çocuğun geleceğini, bir ülkenin yarınını korumaktır.
Uyuşturucuya verilen her kuruş, teröre mermi demektir.
Ve bu merminin nereye isabet edeceğini kimse önceden bilemez.
Ama bir gün, hepimizin canını yakacağı kesindir.

Benzer Haberler

Akran Zorbalığı: Cinayete Giden Yolun İlk Durağı…

MERCAN TORUN Bugün haberleri açıyoruz: Öldüren 18 yaşından küçük. Ölen de.Ve hâlâ utanmadan “akran zorbalığı” …