
Bazı sofralar vardır, sadece yemek yenmez; hafıza tazelenir, bağlar onarılır.
Emirsultan’da kurulan bu iftar sofrası da tam olarak böyle bir anlam taşıyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü ile birlikte, Bursa’nın manevî kalbi sayılan Emirsultan’da verilen iftar, aslında bir organizasyondan çok daha fazlası. Bu, yüzlerce yıllık vakıf kültürünün bugüne düşen sessiz ama güçlü bir notu.
Vakıflar, bu topraklarda sadece taş bina inşa etmedi.
Aş evleri kurdu, yolcu doyurdu, garibi kolladı.
Ramazan sofraları ise bu anlayışın en sade, en samimi yansıması oldu.
Bugün Emirsultan’da aynı ruh yeniden hayat buluyor. Aynı kazandan çıkan yemek, aynı duaya açılan eller, aynı sofrada yan yana oturan insanlar… Kim olduğun, nereden geldiğin, neye sahip olduğun önemini yitiriyor. Çünkü iftar vakti, herkes eşit.
Bu sofranın en kıymetli tarafı da tam burada ortaya çıkıyor:
Gösteriş yok.
Protokol dili yok.
Reklam telaşı yok.
Sadece paylaşmak var.
Sadece birlikte olmak var.
Kalabalık şehir hayatında birbirini görmeden geçen insanların, aynı ezanı bekleyerek aynı lokmayı paylaşması; belki de unuttuğumuz bir şeyi yeniden hatırlatıyor: Bu şehir hâlâ bir arada olabiliyor.
Emirsultan’da kurulan bu iftar sofrası, Ramazan’ın ruhuna yakışan bir sadelikle şunu söylüyor:
Bazen bir şehri ayakta tutan şey büyük projeler değil, aynı sofrada buluşabilme iradesidir.
Ve bazı akşamlar, bir tabak yemekle birlikte güven, gelenek ve umut da paylaşılır.
Kalem Haber Gerçekleri Yazan Kalem