
Bugün haberleri açıyoruz: Öldüren 18 yaşından küçük. Ölen de.
Ve hâlâ utanmadan “akran zorbalığı” diyoruz. Bu kelime artık masum değil. Bu kelime gerçeği örtmeye yarayan bir perdeden ibaret.
Okullarda başlayan, sokaklarda devam eden bu şiddet; birkaç çocuğun “kontrolden çıkması” değil. Bu, bilerek büyütülen, görmezden gelinen, normalleştirilen bir vahşettir. Yumrukla başlar, bıçakla biter. Alayla başlar, mezarlıkta susar.
Bir çocuğun başka bir çocuğu öldürebilecek noktaya gelmesi tesadüf değildir. Bu noktaya gelene kadar defalarca bağırdı bu çocuklar. Sınıfta, bahçede, sokakta… Ama kimse duymadı. Daha doğrusu duymak istemedi. Çünkü duymak sorumluluk getirirdi.
“Çocuktur, olur böyle şeyler” diyen her yetişkin, bugün toprağın altındaki çocuğa borçludur.
“Okulun adı çıkmasın” diye olayı kapatan her yönetici, bugün katilin eline su dökmüştür.
“Karışmayalım” diyen her tanık, bugün bu cinayetin ortağıdır.
Sokaklar artık çocuklar için oyun alanı değil, hesaplaşma alanı. Okullar eğitim yuvası değil, güç gösterisi sahnesi. Güçlü olan eziyor, zayıf olan susturuluyor. Susturulan bazen kendini öldürüyor, bazen başkasını.
Ve sonra hep birlikte şaşırıyoruz:
“Nasıl oldu bu?”
Oldu. Gözümüzün önünde oldu.
Zorbalık sadece itmek, vurmak değil. Sürekli aşağılamak, tehdit etmek, dışlamak, insanı köşeye sıkıştırmaktır. Bir çocuğa her gün “hiçbir şeysin” derseniz, bir gün o çocuk ya kendini yok eder ya da başkasını.
Bugün öldüren de çocuk, öldürülen de. Ama suçlu çocuklar değil. Suçlu, çocukları koruyamayan yetişkin aklıdır.
Suçlu, sorumluluk almayan sistemdir.
Suçlu, suskunluğumuzu erdem sanmamızdır.
Artık şunu kabul edin: Bu bir güvenlik sorunu değil sadece. Bu bir ahlak, vicdan ve cesaret sorunu.
Ve bu sorun çözülmezse, yarın yine aynı haberi okuyacağız. İsimler değişecek, yaşlar yine küçük olacak.
O zaman yine ağlarız.
Ama çocuklar yine ölür.
Kalem Haber Gerçekleri Yazan Kalem