Anasayfa / Genel / Yolun Sessiz Kahramanları:Trafik Polislerimiz…

Yolun Sessiz Kahramanları:Trafik Polislerimiz…

Trafikte yaşadığımız her aksaklıkta, her denetimde ya da her cezada çoğu zaman ilk eleştirdiğimiz kişiler trafik polisleri oluyor. Oysa direksiyonun başında birkaç dakikalık sabırsızlık gösteren bizler, onların günün 24 saati nasıl bir sorumluluk taşıdığını çoğu zaman düşünmüyoruz.

Sabahın ilk ışıklarıyla göreve başlayan, gece yarısı evine dönen, bayramda, resmi tatilde, hafta sonunda ve herkes sevdikleriyle vakit geçirirken yolun ortasında görev yapan insanlar var. Onlar, trafik polisleri…

Yazın asfaltın üzerinden yükselen kavurucu sıcaklığın altında saatlerce ayakta kalırlar. Kışın dondurucu soğukta, yağmurda, karda, fırtınada görevlerini bırakmazlar. Egzoz dumanını gün boyu solurlar, yüksek ses, yoğun trafik ve sürekli dikkat gerektiren bir ortamda çalışırlar. Buna rağmen güler yüzlerini korumaya, görevlerini en iyi şekilde yapmaya gayret ederler.

Fakat onları en çok yoran hava şartları değildir. Asıl yorgunluk, insan davranışlarından kaynaklanır.

“Bir kereden bir şey olmaz.”

“Tanıdığım var.”

“Beni neden durdurdunuz?”

“Ben acele ediyorum.”

Bu cümleleri belki bir trafik polisi günde onlarca kez duyuyor. Kuralları uyguladığı için hakarete uğruyor, kimi zaman tehdit ediliyor, kimi zaman da haksız eleştirilerin hedefi oluyor. Oysa onun görevi, kimseyi cezalandırmak değil; herkesin evine sağ salim ulaşmasını sağlamaktır.

Ne yazık ki ülkemizde meydana gelen birçok trafik kazası; aşırı hız, dikkatsizlik, alkollü araç kullanımı, kırmızı ışık ihlali ve emniyet kemeri takmama gibi önlenebilir nedenlerden kaynaklanıyor. Her kazanın ardından sadece araçlar değil, hayatlar parçalanıyor. Bir çocuk babasını, bir anne evladını, bir eş hayat arkadaşını kaybediyor.

İşte trafik polisi, bu acıların yaşanmaması için görünmeyen bir mücadele veriyor. Belki durdurduğu bir araçta emniyet kemeri taktırıyor, belki alkollü bir sürücünün direksiyona geçmesini engelliyor, belki de aşırı hız yapan bir aracı durdurarak onlarca insanın hayatını kurtarıyor. Bunların çoğu haber olmaz. Çünkü önlenen kazaların manşeti olmaz. Ama kurtarılan hayatların değeri, hiçbir manşetle ölçülemez.

Trafik polislerinin yaşadığı psikolojik yük de göz ardı edilmemelidir. Gün içinde ölümcül kazalara müdahale ediyor, hayatını kaybeden insanların yakınlarının acısına tanıklık ediyor, yaralı çocukları görüyor, parçalanmış ailelerin dramına şahit oluyorlar. Her olay, onların hafızasında derin izler bırakıyor. Ancak ertesi gün yine üniformasını giyip aynı kararlılıkla görevine devam ediyor.

Onlar da bir anne, bir baba, bir evlat… Onların da evde kendilerini bekleyen çocukları var. Bir görev dönüşünde sağ salim eve ulaşmayı onlar da en az bizim kadar istiyor. Bu nedenle görev başındaki bir trafik polisine göstereceğimiz saygı, aslında insanlığa duyduğumuz saygının bir göstergesidir.

Elbette hiçbir meslek eleştiriden muaf değildir. Ancak eleştiri ile saygısızlık arasındaki çizgiyi de korumak gerekir. Trafik polisiyle tartışarak değil, kurallara uyarak daha güvenli yollar oluşturabiliriz. Çünkü trafik güvenliği tek başına bir kurumun değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bugün direksiyon başına geçtiğimizde birkaç dakika geç kalmayı göze alabiliriz. Hız yapmayabilir, emniyet kemerimizi takabilir, yaya geçidinde durabilir ve görevini yapan bir trafik polisine anlayış gösterebiliriz. Belki bize küçük görünen bu davranışlar, bir başka ailenin gözyaşı dökmesini engelleyecektir.

Unutmayalım; trafik polisleri sadece kural uygulayan kişiler değildir. Onlar, her gün binlerce insanın güvenle evine dönebilmesi için kendi rahatından, zamanından ve çoğu zaman ailesinden fedakârlık yapan yolun sessiz kahramanlarıdır. Onların en büyük ödülü yazdıkları ceza değil, yaşanmadan önlenen kazalar ve sağ salim evine ulaşan insanlardır. Bu yüzden onlara kızmadan önce, omuzlarındaki yükü bir kez olsun anlamaya çalışalım. Çünkü güvenli yollar, sadece kurallarla değil; karşılıklı saygı, sabır ve anlayışla mümkün olur.

Benzer Haberler

Çocuklarımızı Uyuşturucudan Korurken Teknoloji Bağımlılığını da Görmeliyiz…

Mercan Torun Bir çocuğu uyuşturucudan korumak yalnızca “Uyuşturucu kötüdür” demekle olmaz.Tıpkı bir çocuğu teknoloji bağımlılığından …